Mondros Mütarekesi’nin ardından Osmanlı Devleti fiilen denetim altına alınmış, İtilaf Devletleri işgalleri hız kazanmış ve İstanbul Hükümeti ülkenin bağımsızlığını koruyamaz hâle gelmiştir. Bu ortamda, Türk milletinin kaderini kendi iradesiyle belirleyeceği Milli Mücadele süreci başlamıştır.
Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak bu sürecin liderliğini üstlenmiş, kısa sürede Havza ve Amasya’ya geçerek halkla ve yerel yöneticilerle temas kurmuştur. Havza Genelgesi ile İzmir ve Manisa’nın işgallerine karşı yurt genelinde protesto mitingleri düzenlenmesini istemiş, milli bilincin uyanmasını hedeflemiştir. Bu çalışmaların devamında, 22 Haziran 1919’da yayımlanan Amasya Tamimi, vatanın bütünlüğü ve milletin istiklalinin tehlikede olduğunu ilan etmiş; kurtuluşun ancak milletin azim ve kararıyla sağlanabileceğini vurgulamıştır. Aynı tamimle, Sivas’ta tüm vatanı temsil edecek milli ve genel bir kongre toplanması kararı alınmıştır.
Bu gelişmeler, İtilaf Devletleri ve İstanbul Hükümeti’ni rahatsız etmiş; Mustafa Kemal Paşa’nın görevine son verilmiş ve kendisi askerlikten istifa etmiştir. Buna rağmen mücadeleden vazgeçmeyen Mustafa Kemal Paşa, Erzurum’a geçerek 23 Temmuz – 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında toplanan Erzurum Kongresi’ne katılmış ve kongre başkanı seçilmiştir. Erzurum Kongresi’nde, vatanın bölünmezliği, milli iradenin egemenliği ve işgallere karşı direniş esasları kabul edilmiş; bu kararları uygulamak üzere Heyet-i Temsiliye oluşturulmuştur.
Erzurum Kongresi’nden sonra mücadeleyi tüm yurda yaymak amacıyla Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları Sivas’a hareket etmiş ve 2 Eylül 1919’da şehre ulaşmışlardır. 4–11 Eylül 1919 tarihleri arasında toplanan Sivas Kongresi, Erzurum Kongresi kararlarını tüm vatanı kapsayacak şekilde genişletmiş; milli direnişi tek merkezden yönetecek örgütsel yapıyı oluşturmuştur. Kongrede manda ve himaye kesin olarak reddedilmiş, milli bağımsızlık temel hedef olarak benimsenmiştir. Ayrıca tüm Müdafaa-i Hukuk cemiyetleri Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirilmiş, Heyet-i Temsiliye güçlendirilmiştir.
Sonuç olarak Sivas Kongresi, Milli Mücadele’nin yalnızca bir toplantısı değil; bağımsızlık savaşının programını, örgütlenmesini ve yönetim anlayışını belirleyen tarihi bir dönüm noktası olmuştur.
SİVAS KONGRESİ ÖNCESİ KARŞILAŞILAN GÜÇLÜKLER
Sivas Kongresi’nin toplanabilmesi için gerekli hazırlıklar, Sivas’taki milli direniş yanlısı önde gelen isimler tarafından yürütülmüştür. Bu süreçte başta Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Sivas Şube Başkanı Müftü Abdurrauf Efendi olmak üzere, Sivas eski mebusu Rasim Bey, Emir Paşa, Kolordu Komutanı Albay Selâhattin Bey ve Dr. Albay İbrahim Tali (Öngören) Bey aktif rol oynamışlardır. Bu isimler, kongrenin güvenli bir şekilde toplanabilmesi için hem lojistik hem de siyasi hazırlıkları gerçekleştirmiştir.
Kongre hazırlıkları devam ederken, Sivas’ta kamuoyunu etkilemeye yönelik bazı olumsuz girişimler yaşanmıştır. Bazı çevreler tarafından Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları aleyhine halk kışkırtılmaya çalışılmış, şehirde güvensizlik ortamı oluşturulmak istenmiştir. Ayrıca Sivas’ta bir grup Fransız askerinin bulunması, dönemin Valisi Reşit Paşa’yı endişelendirmiş; şehrin işgal edilebileceği düşüncesiyle Mustafa Kemal Paşa’ya telgraf çekerek kongrenin başka bir yerde toplanmasını önermiştir.
Bu sırada yalnızca yerel değil, İtilaf Devletleri ve İstanbul Hükümeti de kongreyi engellemek için çeşitli girişimlerde bulunmuştur. Özellikle Elazığ Valisi Ali Galip, Malatya Mutasarrıfı ve bir İngiliz binbaşısı aracılığıyla kongrenin toplanmasının önüne geçilmeye çalışılmıştır. Tüm bu baskılar, Sivas Kongresi’nin ne denli kritik ve tehdit algılanan bir girişim olduğunu göstermektedir.
Kongre öncesinde karşılaşılan en önemli sorunlardan biri de delegelerin Sivas’a ulaşması meselesi olmuştur. Amasya Genelgesi’nde delegelerin süratle yola çıkmaları istenmiş olmasına rağmen, ulaşım zorlukları ve siyasi engellemeler gecikmelere yol açmıştır. Ayrıca hangi illerin, kaç delegeyle ve ne şekilde temsil edileceği net değildi. Erzurum Kongresi’ne katılan Doğu ve Kuzeydoğu Anadolu illerinin delegeleri görevlerini tamamlayarak memleketlerine dönmüş, bu delegelerin yeniden Sivas’a çağrılması mümkün olmamıştır. Aynı illerden yeni delegeler istemek ise hem zaman hem de güvenlik açısından imkânsızdı.
Bu noktada, Sivas Kongresi’nin toplanmasına dair Erzurum Kongresi veya Heyet-i Temsiliye tarafından alınmış açık bir kararın bulunmaması, temsil sorununu daha da karmaşık hâle getirmiştir. Ortaya çıkan bu krizi aşmak için tek çözüm yolu, Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Temsiliyesi’nin, Doğu illeri adına Sivas’ta hazır bulunması olmuştur.
Ancak Heyet-i Temsiliye’nin kendi içinde de ciddi bir eksiklik söz konusuydu. Dokuz kişiden oluşan heyetin bazı üyeleri Erzurum’a hiç gelmemiş, bazıları ise kongre sonrasında memleketlerine dönmüştü. Erzurum’da kalan üyeler yalnızca Mustafa Kemal Paşa, Rauf Bey ve Raif Efendi idi. Mustafa Kemal Paşa bu durumu aşmak için stratejik bir plan geliştirmiştir. Dokuz kişilik heyetin en az beş üyesinin Sivas’ta bulunmasını sağlayarak çoğunluğu oluşturmayı hedeflemiştir.
Bu amaçla Mustafa Kemal Paşa; Erzurum’dan Rauf Bey ve Raif Efendi ile yola çıkmış, Erzincan’da Şeyh Fevzi Efendi’yi, Tokat’ta ise Bekir Sami Bey’i heyete dâhil etmiştir. Böylece beş kişilik çoğunluk sağlanmış ve Doğu Anadolu, Trabzon ve Samsun’u kapsayan bölge Sivas Kongresi’nde temsil edilebilir hâle gelmiştir. Ayrıca Mustafa Kemal Paşa, bu kişilerin Erzurum Kongresi tarafından yetkilendirildiğini belirten resmî bir belge hazırlamış ve mühürlemiştir.
Mustafa Kemal Paşa, 29 Ağustos 1919’da Sivas’a gitmek üzere Erzurum’dan ayrılmış, Nutuk’ta bu ayrılışı delegelerin artık Sivas’a ulaşmaya başlamasıyla zorunlu bir adım olarak ifade etmiştir. 2 Eylül 1919’da Sivas’a varan Mustafa Kemal Paşa, şehir girişinde halk tarafından coşkuyla karşılanmıştır. 3 Eylül’de Heyet-i Temsiliye son hazırlıkları gözden geçirmiş, 4 Eylül 1919’da ise Sivas Kongresi, Sivas Sultanîsi binasında çalışmalarına başlamıştır.
Kongreye katılan delege sayısı kesin olarak bilinmemekle birlikte, kaynaklarda bu sayı 28 ile 48 arasında gösterilmektedir. Tüm bu zorluklara rağmen Sivas Kongresi’nin toplanabilmiş olması, Milli Mücadele’nin kararlılığını ve Mustafa Kemal Paşa’nın liderlik gücünü açıkça ortaya koymaktadır.
SİVAS KONGRESİ’NE KATILAN DELEGELER
* Mustafa Kemal Atatürk (Erzurum) * Rauf (Orbay) (Sivas)
* Bekir Sami (Kunduk) (Sivas) * Hoca Raif (Dinç) (Erzurum)
* Hacı Fevzi (Baysoy) (Erzincan) * Refet (Bele) (Samsun)
* Kara Vasıf (Karakol) (Antep) * İsmail Hami (Danişmend) (İstanbul)
* İsmail Fazıl (Cebesoy) (İstanbul) * Hikmet (Boran) (İstanbul)
* Mazhar Müfit (Kansu) (Hakkari) * Hakkı Behiç (Bayiç) (Denizli)
* Mustafa (Soylu) (Niğde) * Hüsrev Sami (Kızıldoğan) (Eskişehir)
* Necip Ali (Küçüka) (Denizli) * Ahmet Nuri (Bursa)
* Asaf (Doras) (Bursa) * Ahmet Hilmi (Kalaç) (Kayseri)
* Macit (Suner) (Alaşehir) * Halil İbrahim (Sipahi) (Eskişehir)
* Hacı Osman Remzi (Öğüt) (Nevşehir) * Bahri (Tatlıoğlu) (Yozgat)
* Abdurrahman Dursun (Yalvaç) (Çorum) * Dalamanlı Mehmet Şükrü (Denizli)
* Kesri-Zade Salih Sıtkı (Afyonkarahisar) * Necati (Kurtuluş) (Bursa)
* Mehmet Tevfik (Ergun) (Çorum) * Osman Nuri (Özpay) (Bursa)
* Boşnak-Zade Süleyman (Boşanlı – Samsun) * Nuh Naci (Yazgan) (Kayseri)
* Yusuf Başkaya (Denizli) * Sami Zeki (Kastamonu)
* Mehmet Şükrü (Koç) (Afyonkarahisar) * İhsan Hamit (Tiğrel) (Diyarbakır)
* Hüseyin (Bayraktar) (Eskişehir) * Ömer Mümtaz (Kayseri)
* İbrahim Süreyya (Yiğit) (Alaçatı) * Gümüş-Zade Bekir Efendi (Afyonkarahisar)
* Tatlı-Zade Nuri (Kastamonu) * Halid Hami (Mengi) (Bor-Niğde)
A)Sivas Kongresi Delegeleri ve Temsil Meselesi
1. Kongrede Delege Tespitine Yönelik İlk Girişimler
Sivas Kongresi’nin ilk oturumunda, kongreye katılan delegelerin yetki belgelerini (murahhaslık vesikaları) incelemek üzere Tedkik-i Vesaik Encümeni kurulmuştur. Bu encümen Mustafa Kemal Paşa, Rauf Bey ve Raif Efendi’den oluşmuştur. Ancak bu komisyonun çalışmalarına dair herhangi bir tutanak, rapor ya da delegeleri topluca gösteren resmi bir çizelge günümüze ulaşmamıştır. Bu durum, kongre delegelerinin kesin olarak tespit edilmesini zorlaştıran en önemli problemlerden biridir.
2. Resmî Delege Listesinin Olmayışı ve Ortaya Çıkan Sorunlar
Sivas Kongresi üyeleri ve temsil ettikleri bölgelerle ilgili resmî nitelikte bir belge bulunmamaktadır. Bu nedenle araştırmalar, kongre tutanakları ve belgelerinde yer alan dağınık bilgilerin bir araya getirilmesine dayanmaktadır. Ancak bu belgeler, kongreye katıldığı hâlde isimleri açıkça kaydedilmemiş delegelerin bulunabileceğini düşündürmektedir.
Tutanaklarda “ve sair imzalar”, “bu dahi” gibi ifadeler yer almakta; bazı önergelerde şehir adı yazılı olmasına rağmen delege ismi belirtilmemektedir. Bu durum hem delege sayısını tespit etmeyi zorlaştırmakta hem de tespit edilenlerin dışında başka delegelerin de kongreye katılmış olabileceği ihtimalini güçlendirmektedir.
3. Kongre Tutanaklarının Güvenilirliği Meselesi
Kongre tutanaklarının düzenli ve eksiksiz tutulmadığı anlaşılmaktadır. Divan Kâtibi İsmail Hami Bey, zabıt kâtiplerinin tutanakları “gayr-ı muntazam ve noksan” tuttuğunu bizzat ifade etmiştir. Özellikle kongre başkanlığı seçimi sırasında yaşanan tartışmalar, tutanak tutma konusundaki bu aksaklıkları açıkça göstermektedir.
4. Tutanakların Sağladığı Avantajlar
Buna rağmen, elimizdeki orijinal tutanaklar delegelerin tespitinde önemli imkânlar sunmaktadır. Tutanaklarda isimlerin ve bazen temsil edilen şehirlerin açıkça yazılması, Osmanlı Meclis-i Mebusan Zabıt Cerideleri’ni andıran bir düzen ortaya koymaktadır.
Ayrıca benzer isimlerin karışmasını önlemek için bazı önlemler alınmıştır:
Aynı isme sahip delegelerin yanına temsil ettikleri şehirler yazılmıştır (örneğin iki Mehmet Şükri Bey).
İkinci isimleri aynı olan delegeler ayırt edilecek şekilde kaydedilmiştir (İsmail Hami ve Halid Hami Beyler).
Önergeler ve takrirler, delege isimlerini ve temsil ettikleri şehirleri belirlemek açısından özellikle önemlidir.
5. Hatıratlar ve Telif Eserlerle Karşılaştırma
Çalışmada yalnızca tutanaklar değil, hatıralar ve telif eserler de incelenmiştir. Bu eserlerde yer alan delege listeleriyle tutanaklardan elde edilen veriler arasında ciddi farklılıklar bulunmaktadır.
Bazı delegelerin aile adları, lakapları veya unvanları farklı şekillerde yazılmıştır. Bu farklılıklar kimi zaman yazım hatalarından, kimi zaman da dönemin kayıt anlayışından kaynaklanmaktadır.
6. Tartışmalı Delege Örnekleri
3. Kolordu Komutanı Selahattin Bey: Hatıratında delege olarak geçtiği gibi, kongre tutanaklarında da birden fazla oturumda konuşmuş ve hiçbir itirazla karşılaşmamıştır. Bu nedenle çalışmada delege olarak kabul edilmiştir.
Hasan Efendi: Sadece bir oturumda kısa bir konuşma yapmıştır; başka bilgiye rastlanmamaktadır. Ancak ismin tutanaklarda açık biçimde yer alması, ayrı bir delege olduğunu göstermektedir.
Ömer Mümtaz Bey: Ankara ve Kayseri’yi temsil eden iki farklı kişi olması nedeniyle karışıklık yaşanmıştır. Her iki isim de kongre oturumlarına katılmamış, ancak biri Heyet-i Temsiliye üyeliğine seçilmiştir.
Nuri Efendi: Sivas’ta bulunmasına rağmen hastalığı nedeniyle oturumlara katılamamış, bu yüzden tutanaklara yansımamıştır.
7. Katılımın Sınırlı Olmasının Nedenleri
Amasya Tamimi’ne göre her sancaktan yaklaşık üç delege seçilmesi planlanmıştı. Ancak:
İtilaf Devletleri ve Damat Ferit Paşa Hükümeti’nin engelleme girişimleri,
Valiler ve kolordu komutanları üzerinden yapılan baskılar,
Ulaşım ve güvenlik sorunları,
kongreye katılımı ciddi biçimde sınırlandırmıştır. Buna rağmen kongrenin toplanabilmiş olması önemli bir başarıdır.
8. Temsil Meselesinin Yalnızca Şehirlerle Sınırlı Olmaması
Sivas Kongresi, Erzurum Kongresi’nden farklı olarak bütün vatanı temsil etme iddiasındadır. Tutanaklar incelendiğinde, Erzurum Heyet-i Temsiliyesi üyelerinin kendilerini Vilayât-ı Şarkiye adına hareket eden temsilciler olarak gördükleri anlaşılmaktadır.
Ayrıca bazı delegelerin birden fazla şehri temsil etmesi (Mazhar Müfit Bey, Miralay Vasıf Bey gibi) kongreye katılım zorluklarına karşı geliştirilen pratik bir çözüm olarak değerlendirilebilir.
9. Meslek Temsili Meselesi
Delegelerin büyük çoğunluğu şehir temsilcisi olarak görünse de bazı istisnalar dikkat çekmektedir:
Hikmet Bey: Tıbbiye temsilcisi,
Selahattin Bey: Askerî temsilci olarak değerlendirilebilir.
Bu örnekler, Sivas Kongresi’nde temsil anlayışının yalnızca coğrafi değil, aynı zamanda mesleki bir boyut da taşıdığına işaret etmektedir.
Sonuç olarak, Sivas Kongresi delegelerinin kesin sayısı ve temsil dağılımı mevcut belgelerle tam olarak belirlenememektedir. Ancak tutanaklar, hatıratlar ve telif eserler birlikte değerlendirildiğinde, kongrenin eksik katılıma rağmen geniş bir temsil iddiası taşıdığı, kararlarını ise bu anlayış çerçevesinde aldığı görülmektedir.
4 EYLÜL 1919 SİVAS KONGRESİ GÖRÜŞMELERİ
Sivas Kongresi’ndeki görüşmeler, her gün itibariyle birleşimler ve oturumlar halinde yapılmıştır. 4 Eylül’den 11 Eylül’e kadar sekiz birleşim gerçekleştirilmiştir. 6 Eylül Cumartesi, Kurban Bayramı’nın birinci günü olduğundan toplantı yapılmamış, onun yerine 9/10 Eylül Çarşamba gecesi ilave bir birleşim olmuştur. 11 Eylül’e kadar geçen sekiz gün boyunca, sabahları komisyon çalışmalarına ayrılmış, genel oturumlar hep öğleden sonraları yapılmıştır. Kongre görüşmeleri bir tutanak altına alınmıştır.
4 Eylül günü toplanan kongre, Mustafa Kemal Paşa’nın Mondros Mütarekesi’nden sonra gelişen olayları özetlediği açış konuşmasıyla başlamıştır. Ardından Kongre heyetince başkanlık seçimine geçilmiş, Mustafa Kemal Paşa ittifakla kongre başkanlığına getirilmiştir. Dönemin şartları göz önüne alındığında bu kongrede pek çok şey konuşulmuş ve tartışılmıştır. Bu konuları üç ana başlık altında toplamak mümkündür. Birincisi Kongrenin içyapısı ve çalışma yöntemiyle ilgili olanlar, ikincisi dış siyasetle ilgili konular, üçüncüsü ise ülkenin iç durumuyla ilgili olan konulardır.
Kongre’de gündeme geçilmeden önce temsilcilerin yapacakları yemin metni görüşülmüştür. Buna göre delegeler hilâfete, saltanata, İslâmiyet’e, devlete, millete ve memlekete hizmet edeceklerine, kongrenin müzakeresi süresince politikayla uğraşmayacaklarına, İttihat ve Terakkî Cemiyeti’nin ihyasına çalışmayacaklarına dair yemin ettikten sonra gündeme geçilmiştir.
5 Eylül günü padişaha ve Türk milletine hitaben iki ayrı beyanname yayınlanmıştır. Bu beyannamelerin nahiye ve köylere kadar duyurulmasının gerekli olduğu üzerinde önemle durulmuş ve kongre heyeti bu hareketle, daha ilk günden itibaren millet adına hareket ettiğini, onun meşru haklarının koruyucusu ve yöneticisi olduğunu kamuoyuna açıkça göstermiştir. 7 Eylül 1919 Pazar günü, Erzurum Kongresi’nde kabul edilen esaslar ve tüzük maddeleri birer birer okunmuş, bazı maddeler aynen ve bazı maddeler genel niteliğe sokulup değiştirilerek kabul edilmiştir. 8/9 Eylül’de manda konusu, Amerikan mandası çerçevesinde görüşülmüş, uzun tartışmalara sebep olmuştur. 8 Eylül’de İsmail Hami Bey, 25 kişinin imzasıyla kongreye Amerikan mandasının kabul edilmesini isteyen bir önerge sunmuştur. Kongreye katılanlardan bir kısmı mandayı savunurken bir kısmı da karşı çıkmıştır. Sonuç olarak Rauf Bey’in Amerikan Senatosu’na bir tahkik heyeti gönderilmesi hususunda yazı yazılması teklifiyle sorun halledilmiştir. 10 Eylül 1919 Çarşamba günü de Ali Fuat Paşa Umum Kuva‐yı Milliye Komutanlığı’na atanmış, mali konular görüşülmüş ve kurulacak teşkilatın maddi ihtiyaçları üzerinde durularak, İrade‐i Milliye gazetesinin çıkarılmasına karar verilmiştir. 11 Eylül 1919 Perşembe günü ise Heyet‐i Temsiliye oluşturulmuştur. Erzurum Kongresi tarafından seçilmiş olan Heyet-i Temsiliye, Sivas Kongresi ile görev ve yetkileri bakımından büyük değişikliklere uğratılmış, memleketin diğer bölgelerinden seçilen üyelerle vatanın bütününü içerisine alacak şekilde güçlendirilmiştir. Böylece Osmanlı hükümetinin herhangi bir dış baskı karşısında dağılması halinde Heyet-i Temsiliye, derhal saltanat ve hilâfet makamının ve milletin varlığını korumak için geçici bir yönetimle görevi üzerine alabilecektir. Ayrıca kendisine tanınan geniş askerî yetkilerle de, Türk milleti adına Millî Mücadele hareketini teşkilatlandırma görevini üstlenmiştir. Kongre, Anadolu’da ve Rumeli’de kurulmuş olan bütün millî cemiyetleri, “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” adı altında birleştirerek, tek bir cemiyet haline dönüştürmüştür.
SİVAS KONGRESİ’NDE ALINAN KARARLAR
Sivas Kongresi, aldığı kararları millete ve bütün dünyaya duyurmak üzere 11 Eylül 1919’da bir beyanname yayımlayarak çalışmalarını tamamlamıştır. Erzurum Kongresi Beyannamesi’nin değiştirilmesiyle oluşan beyannamede özetle şu esaslara yer veriliyordu:
1. Mondros Mütarekesi’nin imzalandığı 30 Ekim 1918’deki sınır içinde kalan ve ezici çoğunluğu Müslüman olan Osmanlı ülkesi toprakları birbirinden ayrılmaz ve hiçbir bahane ile bölünmez bir bütündür. Osmanlı ülkesinde yaşayan bütün Müslümanlar birbirlerine karşı saygı ve fedakârlık duygularıyla dolu, ırkî ve içtimaî haklarına ve mahallî şartlarına riayetkâr öz kardeştirler.
2. Osmanlı toplumunun bütünlüğü ve millî bağımsızlığımızın sağlanması, yüce hilâfet ve saltanat makamının korunması için Kuva-yı Milliyeyi amil ve irade-i milliyeyi hâkim kılmak esastır.
3. Osmanlı ülkesinin herhangi bir bölgesine karşı yapılacak saldırı ve işgale bilhassa vatanımız dâhilinde bağımsız Rum ve Ermeni devletleri kurulmasına karşı Aydın, Manisa ve Balıkesir cephelerindeki Millî Mücadele gibi birlik içinde müdafaa ve direniş esası kabul edilmiştir.
4. Öteden beri aynı vatan içinde birlikte yaşadığımız bütün gayrimüslim unsurların her türlü hakları tamamıyla korunduğundan bu unsurlara siyasî hâkimiyetimizi ve sosyal dengemizi bozacak imtiyazlar verilmesi kabul edilmeyecektir.
5. Osmanlı hükümeti, dış baskı karşısında memleketimizin herhangi bir parçasını terk etmek zorunda kaldığı takdirde hilâfet ve saltanat makamıyla vatan ve milletin korunmasını ve bütünlüğünü sağlayacak her türlü tedbir ve kararlar alınmıştır.
6. İtilaf devletlerinden 30 Ekim 1918’deki sınırlarımız içinde kalan, ezici Müslüman çoğunluğunun yaşadığı, kültürel ve medenî üstünlüğün Müslümanlara ait olduğu ülkemizi taksim etme düşüncesinden tamamen vazgeçmelerini, bu topraklar üzerindeki tarihî, coğrafî, siyasî ve dinî haklarımıza riayet etmelerini, buna aykırı girişimleri terk ederek hak ve adalete dayanan bir karara varmalarını beklemekteyiz.
7. Devlet ve milletimizin iç ve dış bağımsızlığı ve vatanımızın bütünlüğü saklı kalmak şartıyla 6. maddede belirtilen sınırlar içinde milliyet esaslarına saygı gösteren ve memleketimize karşı istila emeli beslemeyen herhangi bir devletin fennî, sınaî ve iktisadî yardımını memnuniyetle karşılarız.
8. Milletlerin kendi kaderlerini bizzat tayin ettiği bu tarihî devirde merkezî hükümetimizin de millî iradeye tâbi olması zaruridir. Çünkü millî iradeye dayanmayan bir hükümetin aldığı keyfî ve şahsî kararlara milletçe uyulmadığı gibi dışarıda da itibar edilmediği ve edilemeyeceği şimdiye kadar yaşanan olaylardan anlaşılmıştır. Bu sebeple merkezî hükümetimizin hemen millî meclisi toplaması, millet ve memleketin geleceği hakkında alınacak bütün kararları meclis denetimine sunması zorunludur.
9. Tamamen millî vicdandan doğan ve aynı amaç için kurulan bütün millî cemiyetler Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirilmiştir. Bu cemiyet her türlü particilik akımlarından ve şahsî ihtiraslardan tamamen arınmıştır. Bütün Müslüman yurttaşlarımız bu cemiyetin tabii üyesidir.
10. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin 4 Eylül 1919’da Sivas’ta toplanan genel kongresi tarafından kutsal gayeyi izlemek ve genel teşkilâtı yönetmek için bir Heyet-i Temsiliye seçilmiş ve köylerden il merkezlerine kadar bütün millî kuruluşlar birleştirilmiştir.
SONUÇ
Kongre aldığı kararlar ve bu sırada yaptığı faaliyetlerle ülkede devlete ait bir sorumluluk üstlenmiş ve devletin koyabileceği kurallar uygulamıştır. Millî amaca erişmek yolunda ayrı ayrı çalışan dernekler Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adıyla birleştirilmiştir. Kongre bir yürütme kurulu, bir hükümet gibi hareket ederek İstanbul Hükümeti tarafından 20. Kolordu Komutanlığı görevinden alınmış olan Ali Fuat Paşa’yı (Cebesoy), Umum Kuvay‐ı Milliye Komutanlığına atayarak, yürütme yetkisine sahip olduğunu göstermiştir. Ayrıca Millî Mücadele’nin gereğini, hedeflerini ve Sivas Kongresi kararlarını dünyaya ilan etmek amacıyla İrade-i Milliye gazetesinin yayın hayatına başlaması da kongre kararları doğrultusunda gerçekleşmiştir.
Sivas’ta biraz daha güçlenen ve üye sayısı on altıya çıkarılan Temsil Heyeti ise Ankara’da Büyük Millet Meclisi açılıncaya ve yeni bir hükümet kuruluncaya kadar görevine devam etmiştir. Sivas Kongresi’nde alınan kararlar daha sonra ortaya çıkacak siyasî ve hukukî gelişmelerin de habercisi olmuş, gerek Misak-ı Millî’de gerek TBMM’nin açılışında bu kararların etkileri görülmüştür.
