Categories Edebiyat Popüler

Kendi Maveramda Hayata Dair

Selam, kelamdan önde derler büyük zatlar; bizde öyle başlayalım o zaman

Selam olsun kara bağrında en güzel  çiçeği veren toprağa,selam olsun  gökteki milyonlarca yıldıza ,selam olsun bir gönüle girebilene, selam olsun orada tutunabilene..

Sizinle benim penceremin açıldığı hayatı, dünyayı konuşmak isterim.

Gelelim  konumuza,sahi hayat ne demek. Yaşadıklarımız mı yoksa yaşayamadıklarımız mı , hayalini kurduğumuz ya da hayalini kurarken bile korktuklarımız mı? İçimizde öldürdüklerimiz mi yoksa bizden, bizim içimizden yeniden doğanlar mı?

 Gerçekten bu soruların cevabını bulanlar var mı,  hayatta.

 Siz hayatı nereye koyarsınız bilmem ama ben gül kokulu heybemde taşırım hayatı. Benim olan güzel olmalı benim olan güzel kokmalı,geçtiğim yerler beni kokumdan tanımalı…

Güzel olanları bu dünyaya atfederken , gerçek dünya gafil avcılardan, gafil avlananlardan ibaret değil mi ? Hilenin, tuzağın dünyası değil mi? Bir de bu yaşananlar kıyamet çağının delaletlerinden değil mi?

Peki ben bunun neresindeyim ben ne bir avcıyım ne bir avım. Ben sadece benim. Beni ben yapan benliğimle , duygularımla anlattıklarımla ya da anlatamadıklarımla…

Yani anlayacağınız ben sizin bildiğiniz bu dünyadan değilim. İçim;  her damlası birbirinden farklı renklerden oluşan bir mavi okyanus, içim; her kum tanesi farklı rüzgarlarla savaşla,kendine has bir sahra.

Aslında ben Rabbimin niyetiyim.  Ben Allah’ın beni yaratırken içinden geçenlerimm. Düşünsenize  bu kadar insan bu kainata boşuna mı gönderildi,

 Tabii ki hayır

O zaman bu soruya cevap aramak lazım değil mi?Aslında ben kimim, niye geldim bu dünyaya, hangi niyet üzerine geldim, bu soruların bir cevabı olmalı. Cevapları bulmak için de aramak lazım.  Bayezid-i Bestami Hazretleri’nin: “Hakikat aramakla bulunmaz ancak bulanlar hep arayanlardır.” Sözü hayat serüvenimizi anlatır.

Hayat bir arayışlar manzumesidir aslında. Güzel olanı, iyi olanı arama işi..

İş, işçinindir; işimiz ise hakikati aramaktır.  Geliş amacımızı aramaktır. Ben bu soruların bendeki cevabını buldum sanırım. O kadar şanslı hissediyorum ki kendimi. Rabbim beni evlerinde ağırlamak için yaratmış. Beni peygamber mesleğiyle  yani öğretmenlikle vazifelendirmiş ki beni bu evsizlerin,diyarsızların dünyasında, kendi evinde ağırlamak için göndermiş. Allah’ın evi deyince;öğrencilerimden onların kalplerinden, gönüllerinden bahsediyorum. Gönüller Allah’ın mülküdür, onun  nazar-gâhıdır.  Her gönlüne girebildiğim öğrencim beni Rabbime gösterir. Allah kalplerimizi yokladığında, nazar ettiğinde  beni onların gönüllerinde görmesi bana sevda olarak, dava olarak yeter. Bir çocuğun güvenle, sevgi ve merhametle yaslanabileceği omuz olabilmek…

Böylesi bir huzurun tarifi yok benim lügatimde. Öyle ya hep o meşhur söz asılı kalbimin baş köşesinde: “Yaşamak berrak bir gökte çocuklar aşkına savaşmaktır. “

Siz hayatı nereye koyarsınız bilmem ama ben gül kokulu heybemde taşırım hayatı. Benim olan güzel olmalı benim olan güzel kokmalı,geçtiğim yerler beni kokumdan tanımalı…

Buldum ben sorularımın, arayışlarımın cevaplarını..

Şemsi Tebrizi’nin çok sevdiğim bir sözüyle bitirelim o vakit: Dönmektir sanırsın marifet, arş dönüyor yıldızlar dönüyor dersin, zahirdir gördüğün, zahirde dönersin, marifet dönmek değil bulmaktır bilesin.

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir